"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Krizden Fırsat Yaratmak..!?

 

Aldığımız bilgiler gösteriyor ki, Avrupa bu kış ciddi bir enerji darboğazı yaşayacak ancak buna rağmen Rusya'dan enerji satın almamak için ısrarcı. Nükleer santrallerin çalışması için gereken çubukların da Rusya'dan tedarik ediliyor olması, uzun zamandan beri itip kakılan "kömür" alternatifini tekrar gündeme getirdi. 

Bu arada bazı uzmanlar Avrupa'nın enerji darboğazı sebebiyle üretimini Türkiye'ye kaydırması ihtimalini konuşuyorlar. Hatta Yunanistan Parlamentosunda muhalefet partilerinin bu gelişme karşısında hükümeti sertçe eleştiren demeçleri sosyal medyada paylaşılıyor. "Türkiye yanı başımızdaki Çin olmak üzere" şeklinde gazete manşetleri de gözden kaçmıyor. Bunun ne kadarının içi dolu iddia olduğuna bakmak için ülkemizi analiz etmekte fayda var. 

Türkiye'nin "Avrupanın yanı başındaki Çin" olması için ciddi bir kapasite artırımı yapması gerekiyor. Bunu iç kaynaklardan sağlayamazsa, dış kaynaklardan sağlaması gerekiyor. Ancak dış borçlanmanın maliyeti oldukça yüksek, bu sebeple hükümetin yeni yatırımlar için hızlandırıcı, kolaylaştırıcı bazı adımlar atması gerekiyor. Anlaşılan yerli Sermaye ya da kaynak ile bu kapasite artışını gerçekleştirmek mümkün olmayacak. Dolayısıyla yabancı firmaların parasal kaynakları ve know-how getirmesi, Türk Firmaları ve Hükümetin de öncelikle insan kaynağı, tesis, tecrübe, hız, lojistik, teşvik ve yeterli enerjiyi temin etmesi gerekiyor. 

Tüm bunlar hem Avrupa'ya hem de Avrupalıların mal sattıklarına ihracat yapmak anlamına geliyor. Diğer taraftan şuna da dikkat edelim: Türkiye'de mukim yabancı şirketler söylendiği gibi kar transferi yapmıyor. Dolayısıyla doğrudan yabancı sermayenin buraya gelmesi için, yarattıkları değeri paraya çevirebilecekleri bir sermaye piyasası da gerekiyor. Yoksa bir Avrupalının hiç bir zaman dokunamayacağı bir kar için Türkiye'de yatırım yapması mantıklı bir davranış olmaz. 

“Türkiye Neyin Alternatifi Olabilir ?…”

Şimdi işin diğer tarafına bakalım: Avrupa'da emek-yoğun üretim pek yok. Tekstil, ayakkabı vs. gibi ürünler genellikle uzak doğuda ya da gelişen ülkelerde üretilip üzerine marka basılıyor. Bu sebeple Avrupa'dan Türkiye'ye kayacak olan üretim insan kaynağı kalitesi, altyapı ve teknoloji anlamında ciddi bir seviye talep edecek. Emek-yoğun ürünlerde ise Uzak Doğu'ya karşı kalite-fiyat rekabetine devam edeceğiz. 

Şu ana kadar pandemi sebebiyle oluşan "yakından tedarik" mecburiyetine sağlıklı cevap verebildik. Ancak Avrupa'nın tedariğini kalıcı olarak Türkiye'ye kaydırması için gereken zemin şu an ülkemizde yok. Sadece Çin'in Avrupa'ya 150 Milyar Dolar üzerinde ihracatı var. Diğer Uzak Doğu Ülkeleri de 100 Milyar Doların üzerinde ihracat yapıyor Avrupa'ya. Türkiye 250 Milyar Dolarlık ihracatının neredeyse yarısını Avrupa'ya gerçekleştiriyor. Demek ki Türkiye bu haliyle Uzak Doğu'nun en ciddi rakibi durumunda. 

Yepyeni bir diplomatik, siyasi ve idari bir tasarımla Çin ve Uzak Doğu'nun boşalttığı alanları doldurabiliriz. Çin'de ciddi bir finans krizi başlamak üzere, ayrıca Tayvan ile sıcak çatışma ihtimali de ortaya çıktı. Bu karambolde hızlı adımlar atıp Türkiye'nin önündeki 20 yılı garanti altına alacak yeni bir dalga yaratma imkanı var. Ancak bunu başarmak kolay değil, altyapıdan başlayarak insan kaynağına kadar çok eksiğimiz bulunuyor. 

Önümüzdeki günlerde bunun üzerine daha fazla eğileceğim. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 25.7.2022 06:46:44

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.