"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin
Bize Büyük Savaş Değil Büyük Barış Lazım..
Merkez Bankası'nın faiz kararından önce canlı yayında şöyle bir yorumda bulundum:
"TCMB'nin gelişen şartlar altında iki seçeneği bulunuyor. Bu yıl % 35'den daha yüksek bir politika faizini yaşatma imkanı pek yok. Dolayısıyla ya yıl sonuna kadar 2 yada 3 seferde bu seviyeye ulaşacak veya tek seferde 500 puanlık artırım yaparak piyasalarda oluşan karışıklığı düzeltecek..."
Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan 'ın hem külliye hem de piyasalarla temasının gayet iyi olduğunu bildiğimiz için ikinci seçeneğin baskın çıkma ihtimalinin altını çizerek yorumumu tamamladım. Yorumdan 5 dakika sonra Merkez Bankası 500 baz puanlık bir artırım yaptı. Aklımızdaki soru şu: Bir daha yapar mı ? Bilemeyiz. Maalesef, TCMB'nin "ne yapması gerektiğini" değil "ne yapacağını" anlamaya çalışıyoruz çoğu zaman.
Her ne kadar yıl sonuna kadar başka bir faiz hamlesinin olmayacağına dair kanaatlerim artsa da ne olacağını bilemem. Karardan sonra piyasalar azıcık düzeldi, döviz kurları az da olsa gevşer gibi oldu ancak tekrar aynı seviyesine geri döndü. Haftaya da geçen haftadan daha yüksek bir seviyede başladık. Dün gece yaşanan Dolar/TL 'deki tuhaf hareket dikkat çekiciydi. Onu da not ettik.
Gayet net görülüyor ki, faiz kararlarında Merkez Bankası ve Külliye arasında koordinasyon var. Ayrıca yurtdışından yüklü miktarda kaynağın hemen gelmeyeceği anlaşıldığı için İsrail-Hamas meselesi hakkında yapılan sert çıkış ardından beklentiler iyice bozulmasın diye 500 baz puanlık artış için mutabakat sağlandığı da söylenebilir. Burada bir analiz daha yapmak gerekiyor.
Bakan Şimşek 5 haziran'da göreve başladı ve şu ana kadar 4 aydan fazla süre geçti. Türkiye hala gri listede ve sürekli bahsedilen "on milyarlarca dolar" hala ortada yok. Kaynak gelsin diye itidalli yürütülen dış politikanın neticesinde arzu edilen sonuç alınmayınca, Ortadoğu-AB-ABD ile ilgili alıştığımız çıkışlar tekrar gündeme geldi. Demek ki "rasyonel politikalara geri dönmek" şeklinde tarif edilen yol yerine "hibrit" bir modelle devam edilecek.
Bu durumda, politika faizlerin OVP'deki değil en az % 45 olarak beklenen 2024 enflasyonunun altında seyredeceği, kurların yükselmemesi için seçimlere kadar gayret edileceği, seçimlerden sonra ise TÜFE, Döviz Kurları ve Faizde sert yükselişler yaşanabileceğini beklemeliyiz. Şartları değiştirecek bir hamlenin nereden geleceğini kestirmek zor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dediği gibi "bu gerginlikten ya büyük bir savaş ya da büyük bir barış çıkacak". Savaş olursa zaten konuşacak bir şey kalmıyor. Ancak büyük bir barış her türlü olumsuz gidişatı durdurabilir diye düşünüyorum.
Prof. Dr. Emre Alkin
