"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Okuduğunu Anlayamamak Eğitimle Alakalı Olmayabilir..

 

Her hafta Tomorrow’s Affairs isimli yabancı basın organında makalem çıkıyor. Özellikle gelişen ülkelerdeki yaklaşımları, tüketici davranışlarındaki değişimleri, siyasi ve diplomatik yaklaşımları hem zaman hem de farklı coğrafyalar ile karşılaştırarak analiz ediyorum.

Aslında Türkiye'de her şeyin kötü olmadığını, iyiye giden işler de olduğunu anlatırken diğer yandan bazı olumsuzlukların sadece Türkiye’de yaşanmadığını, daha beterinin gelişmiş ülkelere de tecrübe edildiğini sübliminal bir şekilde anlatmaya çalışıyorum. Bir anlamda kültür elçiliği yapıyorum diyebilirim. Farklı bir şekilde elbette. 

Derginin editörü aklı başında bir kadın olduğu için bu amacımı yüzüme vurmadan, kırmızı çizgisini belirtiyor. Buna rağmen her makalem en az 2-3 milyon kişi tarafından okunuyor.İsabetli yorumlar ve eleştiriler alıyorum. Geçenlerde Doğu-Batı çekişmesine üzerine yazdığım makale 8 milyondan fazla kişi tarafından okundu. Aynı makalenin Türkiye'de sadece 70.000 civarında okuyucuyla buluştuğunu söylesem şaşırtıcı olmaz sanırım. Bunun sebebini sadece ilgisizliğe bağlamak kolaycılık olur. Arkasında daha büyük ve rahatsız edici bir sebep olabilir.

Mesela OECD’nin bir anketi gösteriyor ki Türkiye’deki yetişkinlerin % 40 ‘ı okuduğu en basit metni bile anlamıyor.Bu durumun eğitim seviyesi ile alakalı olduğunu düşünebiliriz ama pek de öyle değil. Aksine eğitim seviyesi yükseldikçe okunulan bir metinden farklı anlamlar çıkarma ihtimali yükseliyor.

Bunu bizzat akademide yaşıyoruz.  Yönerge, yönetmelik veya usul ve esas okumalarından doğru anlama oranı parlak değil. En basit maddeye bile sorulan sayısız sorudan bunu çıkarmak mümkün. İnsanlar ruhlarındaki veya kalplerindeki yaralar, zihinlerinde kalmış kötü tecrübeler arasından okuyor, bakıyor ve duyuyor. 

Özetle, bireylerin doğru bilgilenmesi gereken basit metinlerde sıkıntı çekilirken, bilimsel veya felsefi bir ifadenin doğru anlaşılması imkan dahilinde değil. Bunu kabul edip, etrafımızdakilere bu bilgi doğrultusunda yaklaşmak faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

Tekrar ermekte fayda var: Yöneticilik hayatında başarıya ulaşmış insanların özellikle son zamanlarda yaşadığı sıkıntıların başında, okuduğunu ya da duyduğunu tam olarak anlamayan ve maksadı dışında mana çıkaran çalışanlar olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu duruma içerlemek yerine mesaj verme şeklini değiştirmek belki de en uygun davranış olacaktır. “Anlamıyorlar” demek ne kadar doğru ise “anlatamıyoruz” demek de o kadar empati dolu bir adım olacaktır. 

Zor durumda olana “ver elini” demek yerine “al elimi” diyelim ki hem onu kurtaralım hem de sistemi. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 30.6.2024 13:59:42

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.