"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Şangay’dan selamlar

 

Huawei’nin davetiyle geldim Çin’den paylaşımlara başlıyorum.

Bir kere daha havalimanına iner inmez Çin’in inanılmaz devinimi ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Herkes bir yerlere koşturuyor. Ancak telaş içinde değil. Her gelişmekte olan ülkede olduğu gibi kurallar sert ama uygulama net değil. Yani istenirse esnetmek mümkün. 

Havalimanında Covid sanki Avrupa’dan gelmiş gibi bir muamele görüyorsunuz. Belki de geri dönüp tekrar vurmasından korkuyorlar. Bir form doldurmanız ve dijital bir uygulama ile sağlıkla ilgili yakın geçmişinizi işaretlemeniz gerekiyor. Huawei’nin davetlisi olduğum için bir arkadaş benim için doldurmuştu Allahtan, yoksa gümrükten geçmek kolay olmuyor. “Özel sıra” diye girdiğimiz pasaport kuyruğu önümde sadece 10 kişi olmasına rağmen 1 saate yakın sürdü. Çünkü sürekli olarak görevliler “bu diplomat” ya da “bu görevli” dedikleri insanları aradan sıraya aldılar. Bunu da gelişen ülkelerde rahatlıkla görebiliyoruz. Özel ya da normal, Şangay’da inince sıkı bir pasaport kuyruğu var haberiniz olsun. 

Burada uzun bekleme süreleri var, Çinliler sesini çıkarmıyor. Avrupa Bölgesinden gelenler şikayete başlayınca her şey hızlanıyor. Bir anda “her şeyden mesul” olduğu anlaşılan bir kadın ya da erkek geliyor. İşleri düzeltiyor. Bu arada yemek seçenler ya da özel diyetleri olanlar var ise hazırlıklı gelsinler. Seçenek çok fazla ama onlar işin uygun olmayabilir. Bir önceki seyahatimde bana “ne yersin” diye sorduklarında “ben her şeyi yerim, fark etmez” diye cevap verdiğimde yüzüme baktılar ve “burada sakın böyle bir cevap verme” dediler. Hiç ummayacağım bir seçenek önüme gelebilirmiş. Siz de demeyin, aklınızda bulunsun. 

Bu satırları yazarken fuar merkezine doğru giden aracın içindeyim. Herkesin başı eğik akıllı cihazlarına bakıyor. Ben hem yazıyorum hem de etrafıma bakıyorum. Tam olarak 5 şeritli bir yoldayız şehir merkezinde ve tampon tampona ilerliyoruz. Akıllı cihazdan “30 dk” diye gözüken yere 1 saatten önce varılamıyor. Ancak sağınıza solunuza bakarken sıkılmıyorsunuz. Elektrikli araçlar Çin’de yaygınlaşmaya başlamış, hava kirliliği bir nebze azalmış bu sebeple. TOGG ile Türkiye’nin ne kadar önemli bir işe imza attığını burada daha iyi anladım diyebilirim. Bu konuda Çin firmaları bizimle işbirliği istiyor. Şu ana kader yaptığım konuşmalardan bunu anlıyorum. 

Bana gönderilen programdan anladığım kadarıyla iki önemli konu üzerinde Türkiye ve Çin arasında bir işbirliği yapılması isteniyor. 

- Liman Faaliyetlerinin Yapay Zeka ile Gerçekleştirilmesi
- Akıllı Şehirler

Bu konuda iki panel de düzenlenmiş durumda. Şu an Türkiye'nin geçiş yapamadığı 5G teknolojilerini, bulut uygulamaları ve yapay zeka ile birleştirerek verimlilik, işgücü, müşteri deneyimi gibi konularda iyileştirme yapılabileceğini yerinde ispat edecekler.  Şangay'daki Yangsan Limanında bir demo yapılacağı belirtilmiş. Huawei daha önce madencilik ve buna benzer alanlarda da 5G teknolojileri ile daha az insan kullanarak iş kazalarını azaltacağını kanıtlamıştı. Anlaşılan bu atılımın liman uygulamalarını izleyeceğiz.

Akıllı Şehir uygulamalarını yerinde gistermek için Şangay şehrinin bir noktasında "Şehrin Beyni" adı konmuş binaya konuşlandırdıkları kokpiti tanıtacaklar. Bunu da "bilgi işlem teknolojisi altyapısına sürekli liderlik etmek" başlığı altındaki seminerle anlatacaklar. Akıllı şehirler konusunda adım atarken Çinlilerin emniyet görevlilerini de unutmadığını söylemeliyim. Londra'daki bir sunumda, giydiği kask ve kıyafet sebebiyle eşgali belirlenemeyen bir şüphelinin, birçok çözüm ortağı ile ortaya çıkardıkları güvenlik yazılımıyla her ayrıntısını saniyeler içinde izleyicilere sunmuşlardı. Bunun üzerine bir de geçmişteki sabıka kayıtları ve suç işleme ihtimali de eklenince ürpermiştim. Tom Cruise 'un meşhur "minority report" filminde olduğu gibi, şu işleyenleri değil suç işleme ihtimali yüksek olanları yakalayan güvenlik yaklaşımına doğru gidiyoruz diye düşündüm. Bu teknoloji yaklaşımı salonda bulunan birçok kişinin tepkisini çekmişti. 

Tüm bunlar elbette tartışmaya açık ancak büyük nüfusu sebebiyle "emek-yoğun" teknolojilerden vazgeçmeyeceğini düşündüğümüz Çin'in insan kaynağını tamamen dijital alana taşıma çabasını takdir etmemek mümkün değil. Bizde olduğu gibi "bu kadar insana nasıl iş bulacağız" diyerek eski teknolojilerde ısrar etmeyip, yeni ufuklara yelken açıyorlar. Türkiye'nin teknolojik dönüşümde giderek geç kaldığını, sadece uzay ve havacılık ile sosyal medya üzerine odaklandığını görüyorum. Sivil teknolojilerde geri kalmamak için acil bir altyapı hamlesine ihtiyacımız var. Bununla alakalı heniz bir yol haritası göremedik. Belki de değişen dünyada tarafımızı tam olarak belirleyememiş olmaktan kaynaklanan bu gecikmeyi, umarım hızla telafi ederiz. 

 


Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 30.6.2024 14:11:34

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.