Devletin parası değil milletin parası...

Bu zamanın en önemli tartışmasını iki başlıkta ayırabiliriz: - Paramızın ne kadarı devlet tarafından harcanmalı? - Paramızın ne kadarını kendimiz ve ailemiz için harcamalıyız?



Bu zamanın en önemli tartışmasını iki başlıkta ayırabiliriz:

- Paramızın ne kadarı devlet tarafından harcanmalı?
- Paramızın ne kadarını kendimiz ve ailemiz için harcamalıyız?

Bu tartışmaya başlamadan önce şunu hiç bir zaman unutmamalıyız: Vatandaşın kazandığı para haricinde devletin başka bir kaynağı yoktur. Eğer devlet daha fazla harcayacaksa, bunu ya vatandaşı daha fazla vergilendirerek ya da tasarruflarını borç alarak yapabilir. "Başkaları ödeyecek" diye düşünmek yanlıştır. Çünkü bu "başkası" vatandaştan başkası değildir. Devletin aldığı borç da vatandaşın borcudur.

Buradan hareketle, şunu da hatırlatmak lazım: "Kamunun parası" diye bir şey yoktur. Sadece vergi ödeyenlerin yani vatandaşların parası vardır. Dolayısıyla refah artışı hiç bir zaman kamunun veya hükümetlerin savurganlık içeren projeleriyle sağlanamaz. Bu durum, bankadan kredi alanların kendilerini bir anda zengin hissetmeleri gibi bir yanlışlıktır.

Şunu unutmayalım: Hiçbir devlet vatandaşların kapasiteleri üzerinde vergilendirerek refah artışını yakalayamamıştır. Hükümetlerin görevi bellidir. O da vatandaştan alınan her kuruş parayı akılcı ve doğru şekilde kullanmak, vergi ödeyenlerin cüzdanlarını korumak ve nihayetinde sosyal hizmetlerin sağlıklı şekilde yürümesini sağlamaktır. Hükümetler bu gayeleri senkronize şekilde doğru yönetmelidir. Tabii bu iş söylendiği kadar basit değildir.

"Şuraya daha fazla harcayalım" ya da "şunu da yapalım" demek güzeldir. Kabul ediyorum, herkes bunları yapacak sebepleri ortaya koyabilir. Ben de koyabilirim. Ancak hükümetler bunu tek başına yapamaz. İş insanlarından ev kadınlarına kadar herkes, yaptıklarının üzerine daha fazlasını koyacak şartlarda olmalıdır...

Bu sözler bana ait değil Dostlar. Bu sözleri Margret Thatcher Başbakan iken, 1983 yılında Muhafazakar Parti'nin toplantısında söylemiş. Muhafazakar olduğunu söyleyen iktidarların en önemli rehberi olan Thatcher, "parayı alın ama doğru kullanın" demiş.

Özetlersek, kamunun parası milletin parasıdır. Hükümetler, devleti yönetmek için kendilerine Anayasa'da belirtilen sınırlı süre için vekâlet verildiğini unutmadan, vatandaşın cüzdanını koruyarak ve sosyal hizmetlerin devamlılığını sağlayarak harcama yapmalıdır.

Millet var ise devlet vardır. Zaten harcanan para milletin parasıdır. Thatcher'ın dediği gibi kamunun parası yoktur. Ne varsa milletin parasıdır, milletin varlığıdır. Son zamanlarda alevlenen tartışmaların işin felsefesinden uzaklaştığını gördüğüm için müdahale etme ihtiyacı duydum.

Toplanan paranın doğru yere harcandığını gören vatandaşlar, kamuya destek olmaktan çekinmezler. Eğer kafalarda soru işaretleri oluşmuşsa, vatandaşlara kızmak yerine, onları rahatlatmak gerekir. Millet dün olduğu gibi bugün de devletin arkasındadır. Kendisine devleti yönetmek için millet tarafından vekâlet verilmiş olanlar bunun farkındaysa, zaten ortada bir sorun da yoktur.

Bu konuda tartışma yapılması da zararlı değil faydalıdır. Ancak, demin de belirttiğim gibi işin felsefesinden uzaklaşmamak kaydıyla.

 

 

https://www.dunya.com/kose-yazisi/devletin-parasi-degil-milletin-parasi/467116

 

 


Emre Alkin

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.