Altın fırsat kapımıza geldi mi?...”

Koronavirüs (COVID-19) ortaya çıktığından beri sosyal medya ve diğer uygulamalar sayesinde daha fazla insana ulaşıyorum diyebilirim. Hele ki uzun zamandır görüşmediğim Dostlarımla. O dostlardan bir tanesi ile son zamanlarda bizi takip edenleri piyasalar konusunda aydınlatmaya başladık.


 


Koronavirüs (COVID-19) ortaya çıktığından beri sosyal medya ve diğer uygulamalar sayesinde daha fazla insana ulaşıyorum diyebilirim. Hele ki uzun zamandır görüşmediğim Dostlarımla. O dostlardan bir tanesi ile son zamanlarda bizi takip edenleri piyasalar konusunda aydınlatmaya başladık.

Şimdi asıl hikâyeye geçeyim: Geçen hafta petrol fiyatlarının tekrar toparlanmaya başlamasıyla, hisse senedi ve emtia piyasalarında da toparlanma başladı diyebilirim.

Cuma günü herkes heyecanla altının 1700 doların hemen üzerindeki direnci geçmesini takip etti. Sonunda beklenen oldu ve altının ons fiyatı son 5 yılın en yüksek kapanışını yaptı. Hafta sonu bu konu üzerinde 25 yıldan fazla deneyimi olan, aynı zamanda yakın arkadaşım Dan Levent ile 1.5 saatlik bir sosyal medya canlı yayını yaptım. Bana aktardıklarını size özetlemek istedim.

Her şeyden önce, altının 2021'in Haziran ayında 4000 dolar olacağını dair iddialar artmış durumda. Bu fiyata gelip gelmeyeceğini şimdiden söylemek zor ancak altın ile ilgili olumlu beklentiler artık perçinlenmiş durumda diyebilirim.

Dan Levent, Altında en önemli oyuncuların Rusya Çin ve ABD olduğunun altını çizdi. Çin’de 1000 ton altın rezervi olduğu biliniyor. ABD’de ise 8 bin ton. Ancak piyasadaki rivayetlere göre Çin sürekli altın depolamakta. Tam olarak teyit edilemeyen bilgilere göre Çin’in rezervlerinin 30 bin ton olduğu söyleniyor.

Durmadan altın depolayan Çin, dışarıya satış yapmıyor. Uzmanlar Çin’in Yuan’ı altına bağlayarak ilerde dolara alternatif bir para birimi oluşturmak olduğunu söylüyorlar.

“Parasal genişleme yine, yeni, yeniden...”

Diğer taraftan altının yükseleceğinin altını çizen uzmanların dayandıkları nokta, Fed’in parasal genişlemeye hız vermiş olması. Örneğin, 2008 yılında FED bilançosu 900 milyar dolar civarında iken 4.5 trilyon dolara çıkmıştı. Hemen arkasından işsizlik %3.5 seviyesine inmiş ve piyasalar, emtia ve diğer aktifler yükselişe başlamıştı. Sonraları bu paranın 600 milyar dolarını ABD Hazine Bakanı “piyasadan çekelim” deyince kıyamet kopmuştu. Adeta dans ederken müziği kapatmak gibi bir etki yaratmıştı piyasadakilere.

Bugün ise, “Korona Krizi” ile demin bahsettiğimiz 4.5 trilyon doların üzerine 2 trilyon dolar daha geldi ve bilanço büyüklüğü 6.5 trilyon dolara çıktı. Dan Levent şunu da ifade etti: “Fed şu anda bu krizden beri bilançosunu saniyede 1 milyon dolar genişletiyor. Bu durumda altın fiyatlarında düşüş beklemek biraz iyimserlik olur diye düşünüyorum.”

Elbette piyasalarda herhangi bir anda ummadığımız anlar yaşanabiliyor ama, bu kadar para salınmışken ve normale dönme adımları her yerde açıklanırken altın ve değerli metallerde yükselişin devam edeceği görülüyor. Belki de uzun süredir sessiz duran gümüş de bu çerçevede hareketlenebilir.

 

 

https://www.dunya.com/kose-yazisi/altin-firsat-kapimiza-geldi-mi/468974

 

 


Emre Alkin

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.