Ekonomim Yazıları
Ekonomim Yazıları
ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi, Türkiye için karmaşık ve çok katmanlı bir fırsat-risk dengesi sunuyor. Hafta sonu konuştuğum uzmanların belge üzerindeki detaylı analizi, Ankara'nın ABD'nin yeni stratejisinde "kapsamlı stratejik ortak" olmaktan ziyade, "çevresel ve dosya bazlı işlevsel bir aktör" olarak konumlandırıldığını gösteriyor.
TCMB'nin 11 Aralık'ta alacağı karar, Türkiye ekonomisinin yakın vadeli yönünü belirleyecek kritik bir dönüm noktası olacak. Piyasanın 150 baz puanlık indirim beklentisi, politika yapıcılar üzerinde enflasyonla mücadeledeki kararlılık sınavını baskı altına alıyor.
Ya büyüme verisi yine hatalı ya da enflasyon verisi hatalı. Elbette ikisinin birden hatalı olma ihtimali de var. Ne acıdır ki, açıklanan veriye artık kimse inanmıyor. Büyüme ve enflasyon verilerinin birbiriyle çelişmesi, ekonomi yönetiminin güvenilirliğini daha da zayıflatıyor. Dün açıklanan büyüme rakamları dezenflasyon reçetesinin tamamen etkisiz olduğunu gösterdi. Ancak, içimde yine bir tereddüt var. Çünkü 2023 yılına ait büyüme verisi de yanlış hesaplanmıştı. O yıl hane halkının gelirinin net olarak %50'nin üzerinde arttığı varsayımıyla hesaplanan büyüme verisinin uzmanlar tarafından espri konusu olduğunu hatırlatayım.
Maalesef ihracatçının belini büken "yüksek faiz-düşük kur" politikasının değişeceğine dair bir beklentim yok. Şu anki ekonomi yönetimi görevde kaldıkça bu anlamsız reçete devam edecek. Geçen hafta İstanbul Tekstil Hammaddeleri İhracatçı Birliği'nin düzenlediği bir toplantıda Kerem Alkin Hoca ile kürsüde yer aldık. Bizden önce söz alan ihracatçılar, "Artık koruma önlemleri ve asgari ücret desteği gibi basit yöntemlere değil, büyük bir devrime ihtiyacımız var" diyerek ekonomi yönetiminden umudu kestiklerini, doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan'a meselenin anlatılması gerektiğini defalarca dile getirdiler. Kapasitelerin %30'a düştüğünü de söyleyen bölge temsilcileri oldu.
Yeniliklerin insan odaklı ve adil bir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor. 2035’e kadar, AI’ın şirketlerin %85’inden fazlasında kullanılması ve verimlilikte %60 artış sağlanması öngörülüyor.
Yüce Atatürk’ün sayısız defa belirttiği gibi, devleti yönetmekle görevli olanlar hiçbir zaman seçtikleri bir hedefi milletin refahının üzerine koyamazlar. Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası yönetiminin üst üste yaptığı hataları, isabetsiz öngörüleri ve tutmayan hedefleri ile ilgili yaptığı açıklamaları mantıklı argümana bağlamak isteyen kişilerin sayısı artık bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar azaldı. Bu tip davranışları sergileyen meslektaşların bir kısmı Merkez Bankasını kurum olarak korumaya çalışırken, geri kalan kısmı ise tamamen bir yaranma telaşı içindeler.
TÜİK aylık enflasyonu zorla da olsa % 2,5 civarında açıkladı. Ancak, tüm bu davranışlar vatandaşların enflasyonun düşeceğine dair beklentisini törpülüyor. Vatandaşların içtiği kahveden pazardan aldığı ürünlere, internet ücretinden ulaşıma kadar maruz kaldığı fiyat artışları ile TÜFE açıklamaları uyuşmuyor. Gelinen noktada İTO ve TÜİK rakamları birbirinden ciddi şekilde ayrıştı. Alternatif endeksler ise resmi enflasyonun neredeyse iki katı üzerinde seyrediyor.
Ahlaklı, eşitlikçi ve adaletli girişimleri korumak devletin görevidir. Bu aynı zamanda milli birlik ve dayanışmanın kaynağı ve şartıdır. Cumhuriyet Bayramı’nı idrak edeceğimiz ana doğru yaklaşırken, üzerine titrediğimiz değerlerin mimarı olan Atatürk'ün bazı iktisadi düşüncelerini tekrar hatırlamakta fayda görüyorum.
Döviz, faiz, borsa, altın üzerine konuşurken çok ciddi bir sosyal dibe vuruş ile karşı karşıya kalma riski artıyor desem yanlış olmaz. Betam tarafından yapılan bir araştırmaya göre eğitimine devam etmeyen, bir işte de çalışmayan gençlerin sadece dörtte biri iş arıyor. Tam olarak 1 milyon 236 bin genç kadın, 487 bin de genç erkek iş aramıyor.
Aşağı yukarı herkes Merkez Bankası'nın ekim ayında daha önce 200 puan olarak düşünülen faiz indiriminin 150 baz puana ineceğini düşünüyor. TCMB yöneticileri ve uluslararası kurumlar, sürekli temas halinde. Mızrak çuvala sığmadığından dolayı "carry trade" işinin sekteye uğramaması için gerekeni her iki taraf da yapıyor.
Umudun bittiği yerde ilerleme kaydetmek mümkün değil. Bu maceranın sonunun nerede biteceğini kimse bilmediği için umutların yeşermesi mümkün olamıyor. Gün geçmiyor ki Merkez Bankası veya ekonomi yönetiminden alakasız açıklamalar gelmesin. Nerede konuşsalar yanlış anlaşılacak ya da temelden yanlış sözler sarf edip, ardından "öyle demedik" diye kaleye giren topu çıkarmaya çalışıyorlar.
Dünyada ve Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyince 2 yıl sürecek muazzam bir siyaset-iş-düşünce dünyası değişim sürecine girdiğimizi görüyorum. Dolayısıyla zeminin tekrar yerine oturması için dikkatlice seyretmemiz gereken bir süreçten geçeceğiz.
CHP’nin kurultay davasının ertelenmesinden sonra piyasada kısa vadeli bir iyileşme olsa da temel gelişmelerde radikal bir iyileşme olmadığı için eski sıkıntılı hale geri döndük. Bir yandan döviz tevdiat hesapları diğer yandan Merkez Bankası rezervleri artıyor. Demek ki hem bireyler hem de para otoritesi dövizin sakin seyrettiği zamanlarda döviz alımı yapıyor. Bir yandan firmaların döviz borcu artarken diğer yandan bireylerin döviz biriktirmesi, eski sancılı günlere geri döneceğimizi gösteriyor. Zaten bu kaçınılmaz, sadece gönlümüz bu gerçeği görmek istemiyor.
Merkez Bankası faizi düşürüyor ama kredi faizleri düşmüyor, kaynak bulunamıyor. Net görülüyor ki, uygulanan reçetenin başarısızlığını kavrayıp, yavaş yavaş eski sisteme geri dönüyorlar. Merkez Bankası beklendiği gibi faizleri 250 baz puan indirdi. Siyaset ve iş dünyasından çekindiği için daha az yapmadı, carry trade yapanları ve arkasındaki kurumları korkutmamak için daha fazla yapmadı. Açıklama metni ise Merkez Bankası Yöneticilerinin aklının karışmış olduğunu gösteriyordu. Eskiye dönüldüğünü açık açık yazamayacakları için, alengirli ifadelerle üzerini örtmeye çalışırken daha fazla çelişki yaratmışlar. Şimdi diğer detaylara kısaca bakalım.
Cuma günü akşamüzeri bazı piyasa aktörlerinden telefon aldım. Hepsi bana "bilmediğimiz bir gelişme mi var?" diye sordu. Ben de "çok özel bir gelişme yok" diye cevap verdim. Bazıları "kesin bir istifa haberi var" diye ağzımı aramaya çalıştı. Ben de sesli güldüm. Açıkçası piyasalardaki gerginliğin bunlarla alakalı olduğunu pek düşünmüyorum. Bu sebeple "görünen sebepler yetmiyor mu” diyerek sıraladım:















