Twitter Vakası…

Uluslararası Kuruluşların Rusya ve Ukrayna gerginliğini fırsat bilerek, küresel büyüme konusundaki endişelerini seslendirdikleri raporları takip ediyorum. Bundan başka yıl sonuna doğru ABD’de gerçekleşecek ara seçimler de merak konusu. Elon Musk’ın Twitter’ı satın almasıyla beraber hem ABD hem de dünyada farklı etkileşimler olacağını öngörebiliyoruz.

Daha önce Twitter’ın % 9,1 hissesine 2,62 milyar dolarla sahip olan Elon Musk, toptan devir için 44 Milyar Dolar teklif etti. Twitter Yönetim Kurulu oy Birliği ile kabul etti. Hissedarlar ve Düzenleyici otoritelerin itirazı gelmez ise işlem tamamlanmış olacak. Önce Musk’a karşı direnen firmanın bir anda karar değiştirmesi de akıllarda kalan bir ayrıntı oldu. Musk anlaşma sonrası bot hesapların yok olacağını ve açık iletişimin Twitter mecrasında egemen olacağını açıkladı. Yaklaşmakta olan ABD ara seçimleri öncesinde çok önemli bir adım diyebilirim. Eğer bot hesaplar üzerinden manipülasyon engellenir ise yepyeni bir iletişim süreci başlayacak demektir.

Bu arada OECD ülkeleri arasında en çok yalan habere maruz kalan Türkiye’nin de bu gelişmeden olumlu şekilde nasibini almasını bekliyorum. Geçenlerde takma isimle bana eleştiri yazan bir twitter takipçime “özgür şekilde yazmadığımı iddia ederken zat-ı aliniz yeni açılmış takma isimli bir hesapla beni eleştiriyorsunuz” diye cevap yazdım. Geri dönüşü ise ilginç oldu:

“Hocam ben kamuda işe girmek için sınava girdim, o yüzden ismimi açık açık yazamıyorum”. Demek ki Musk’ın Twitter’ı satın alması hayatımıza şöyle değişiklikler getirebilir. Öncelikle, sahte isim ve bot hesaplarla yapılan dezenformasyon ve algı yönetimi sona erecek. Diğer taraftan baskı ve kontrol altındaki ülkelerde kişilerin başına bela gelmeden bazı gelişmeleri yayması mümkün olmayacak. “Açık iletişim çağrısı” bazı açılardan olumlu sonuç verse de, bazı açılardan da arzu edilmeyen yan etkiler yaratabilir.

“Elon Musk Güven Veren Bir Profil Değil…”

Her ne kadar bizlere sosyal medyada müspet ya da menfi yapılan yorumların sahipleri konusunda endişelerimiz oluyorsa da, her takipçinin bizi sevmesi gerektiğine de inanmıyoruz. Rahmeti Erdoğan Alkin “fikirlerinden hoşlanmadığın kişileri de oku ve takip et” derdi hep. Benim yaptığım gibi demek ki başkaları da yapıyor ama isimlerini saklayarak.

Elbette, sosyal medyada hesabı olanların her davranışı mecraların sahipleri tarafından takip ediliyor. Telefon konuşmalarımızda kullandığımız kelimelerden bizlere pazarlama yaptıklarına göre, siyasi ve sosyal eğilimlerimizi de tespit edip algı yönetimi yapıyor olabilirler. Dolayısıyla yaklaşan ABD ara seçimlerinde Musk’ın Twitter’ı kendi avantajına kullandıracağını tahmin edebiliyorum. Zaten kendi hesabı üzerinden yaptığı manipülasyonlarla bu iştahını kanıtlamıştı.

Daha önce Facebook için seslendirilen iddiaların belki de daha beteri Twitter için söylenebilir diye düşünüyorum. Çünkü kimlik doğrulaması için kurgulanmış süreçler hayatımızın her saniyesi hakkında 3. şahıslara veri üreten hale gelecek. Belki de bir süre sonra Twitter tamamen şirketler ya da siyasi kurumlar için veri toplayan, para kazanan bir hale bürünecek.

Açıkçası basit bir satın alma işleminden bunca senaryo üretmek belki de vesvese yapmak gibi gelebilir. Ancak bunların hiçbiri komplo teorisi olarak adlandırılamaz. Çünkü birçoğu başımıza geldi ve gelmekte.

Bu arada Elon Musk, Coca Cola’yı da satın almak istediğini açıklamış. Bakalım nereye kadar gidecek bu iş ?

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara